| Bunu
telefon misaliyle açıklamamız mümkündür:
Elinizde bulunan
bir düğmeli (tuşlu) telefonla telefon etmek istediğiniz zaman ne yapıyorsunuz?
Düğmelere basıyorsunuz, değil mi? Düğmelere basınca oradan kalkan
uyarılar, kablolar ve bir takım ara bağlantılar aracılığıyla
santrala ulaşmakta ve uyarılar orada değerlendirildikten sonra, numaralarına
bastığınız telefon cihazına da aynı yollardan iletilmektedir. Orada
zil veya ışık tertibatı ile kişi uyarılmaktadır. Akupunkturun etki
mekanizmasını da basitçe bu sisteme benzetebiliriz. Telefonun düğmelerini
akupunktur noktaları olarak, düğmelere bastığımız parmağımızı da
iğne (veya lazer) olarak kabul eder ve beyni de telefon santralına
benzetirsek, akupunkturun etki mekanizmasını kolayca kavramış oluruz.
Sonuç olarak
akupunktur noktalarından kalkan uyarılar sinir lifleri aracılığıyla
beyne ulaşmakta, orada değerlendirildikten sonra gerek refleks yoldan,
gerek nörokimyevi yoldan, insan yapısında yaradılıştan var olan tamir
veya iyileştirme mekanizması harekete geçirilmektedir. Beyin yaptığı
değerlendirmeye göre gerekli yerlere emirler göndermekte ve tedavi gerçekleşmektedir.
Telefon yerine şu
an önünüzde bulunan bilgisayarı da düşünebilirsiniz.
|