|
Hakikaten de biz
jinekoloji polikliniğini en çok ilgilendiren ve bize en çok gelen vakalar
vaginal akıntılarla ilgili. Hatta, dünyada yapılan bir
istatistikte genelde jinekolji polikliniğine müracaat eden kadınların %
70 – 80 ‘inin problemi vaginal akıntı.
Vaginal akıntılar
genelde 3 ana grupta toplanıyor. Bunlardan en sık görüleni mantar akıntısı.
Bu mantar akıntısının özelliği ; beyaz renkli,
parçalı, süt kesiği gibi veyahut tebeşir parçacıkları gibi
olan bir akıntı türüdür. Özelliği şiddetli kaşıntu yapması. Bu mantar akıntısı kimlerde daha çok görülüyor?
-
Doğum kontrol hapı kullananlarda.
-
Özellikle antibiotik kullanımından sonra çok sık görüyoruz.
Hakikaten olayı biraz deşerseniz, kadının mutlaka birkaç gün öncesinde
antibiotik kullandığını görüyorsunuz. Özellikle soğukalgınlığı dönemlerinde
veya başka bir nedenle kullanılan antibiotiklerden sonra çok sık görülüyor.
-
Bir diğeri, gebelerde çok sık görülüyor
-
Yine insanların çok az üzerinde durdukları, diabetiklerde yani şeker
hastalarında çok görülüyor. Öyleki, biz bazı insanları sırf mantar
akıntısından bularak, onda geriye dönüş yaparak diabet
saptıyoruz.
-
Bunlar bizim karşımıza özellikle kaşıntıyla, dediğim gibi
beyaz bir akıntıyla geliyorlar. Bu akıntı türü kokusuzdur. Bu gün
artik, tedavisinde çok güçlü
antifungar ajanlar kullanılmakta Bu. antifungar ajanların çok az süreli
kullanımında da başarılı
oluyoruz. Bir tane hapın yutulması veya 2 vaginal fitil kullanılmasıyla
bu problemin üstesinden geliyoruz. Ama asıl nedeni ortadan kaldırmak lazım.
Biraz evvel saymış olduğum nedenleri özellikle arayıp onları ortadan
kaldırmadıkça, kadını bu problemlerden kurtaramıyoruz. Bir de kronik
mantar rahatsızlıkları var ki, hakikaten hangi tedaviyi yaparsanız yapın
bir türlü üstesinden gelemiyorsunuz. Bunlarda da gastrointestinal
kanaldan (yani anüs yoluyla) vagina çok yakın olduğu için, vaginaya ulaşan
mantar enfeksiyonları var. Onun için içinden çıkılamayan bir mantar
enfeksiyonunda mutlaka gastroentestinal kanalda da mantar aramakta yarar
var.
-
Karşımıza çıkan ikinci en sık akıntı türü; bu sefer daha
fazla sarı, kokulu, leke bırakan, koku tipik olarak çürük balık, çürümüş
yumurta kokusunda ve kişiyi çok
rahatsız eden bir akıntı. Hem kaşıntı yapıyor hem de sarı leke bırakıyor.
Özellikle adete yakın zamanlarda ortaya çıkıyor ve adet kokulu oluyor.
Cinsel temaslarda koku var kişi de zaten o kokudan şikayet ederek karşımıza
geliyor. Bunlarda da araştırma yapılırsa nedeninin bir parazit olduğu,
bu parazitin de toksoplazma gondii
denen bir parazit olduğunu biliyoruz. Karşımıza çıkan akıntıların
hemen hemen yarısından fazlasında bu toksoplazma gondii’ye çok rastlıyoruz.
Bu, genelde sex yoluyla bulaşan parazitlerden bir tanesi. Bunun da üstesinden
gelmek için güçlü antibiotiklerimiz var. Ancak ilk tedavi sürecinde
cinsel temasa girilmemesi ve bir haftalık tedavinin uygulanması
ve aynı zamanda oral yoldan alınan antiparaziter ilaçlar yanında
vaginal yoldan fitil kullanılması gerekmektedir. Bazı kremlerin tatbikini,
hatta mümkünse eşlerin de tedavisini öneriyoruz. Ve bir süre de temasın
olmamasını öneriyoruz. Bunun sonunda hakikaten başarılı oluyoruz.
Yine
çok sık rastladığımız bir diğer akıntı türü de bacteroides
vaginalis dediğimiz
bir kaç parazit türünün etki yapması sonucu ortaya çıkan bir akıntı
türü. Bu da hakikaten birinciye çok benziyor. Bu daha çok, sarı yeşil
bir akıntı meydana getiriyor. Leke bırakıyor, koku ve şiddetli kaşıntı
yapıyor. Yine sex yoluyla bulaşan hastalıklardan bir tanesi. Bundan da
kurtulmak için, bazı kültür
ve antibiogramlar yapıyoruz. Kültür ve antibiogramlar şöyle yapılıyor.
Vaginal akıntıdan bir örnek alıyoruz ve bu aldığımız örnekle kültür
yapıyoruz. Bu kültürün sonunda da hangi antibiotiğin etkin olacağını
saptıyoruz. Oradan çıkan cevaplar doğrultusunda da kişilere
tedavilerini veriyoruz. Ama genellikle yine bir oral antibiotik, bunun yanında
da vaginal süpozituar ve kremler. Yine bu tip akıntılarda da eşlerin de
tedavi edilmesini öneriyoruz. Zaten başarılı olmak isteniyorsa, bu tip
akıntılarda eşlerin mutlaka
birlikte tedavi edilmeleri gerekir. Bir de bunun dışında chlamidya, üreoplazma
gibi diğer bazı parazitlerin neden olduğu akıntılar var. Bunlara özellikle
infertilite problemi yani kısırlık olan çiftlerde rastlıyoruz.
Chlamidya ve üreoplazmanın bazı kadınlarda
kısırlığa yolaçabileceğini, şöyle ki.
tüplerde bazı tıkanıklıklara yolaçacak kadar ağır
enfeksiyonlara yolaçıyor. (özellikle chlamidya enfeksiyonu). Onun için kısır
çiftlerde de, kadında chlamidyayı ve
üreoplazmayı da arıyoruz. Ürüoplazma neden olan bir parazit.
Bunu da sık sık düşük yapan kişilerde arayıp, varsa tedavisini yapma
yoluna gidiyoruz. Bu paraziter akıntılar, hakikaten kişileri son derece
rahatsız eden bir akıntı türü.
Bir
de fizyolojik akıntılar vardır. Yani hastalık belirtisi olmayan,
tabiatta olması
gereken
akıntılar vardır. Onları da birbirinden ayırt etmek lazım. Fizyolojik
akıntılar; renksiz, daha sulu, kokusuz ve kaşıntı yapmazlar. Bir tek
varlığıyla kişiyi rahatsız ederler. Bunun dışında herhangi bir
yanetkisi yoktur. Özellikle
yumurtlama gününde meydana gelen bir akıntı tipidir. Çünkü yumurtlama
gününde rahim ağzında daha fazla bir salgı meydana geliyor. Bu salgı
da tabiatın meydana getirdiği bir salgı. Şayet bir temas olursa ve bir
gebelik hissediliyorsa sperlerim o salgı yolula daha kolay uterus’un
içerisine çekilmesini saglayan bir salgı bu. Onun için bu tip akıntıların
tabii olduğunu özellikle
vurgulamak istiyorum. Kokusuzsa, iki adetin ortasında meydana geliyorsa,
bir rahatsızlık vermiyorsa bu tip akıntıların sağlıklı olduğunu
unutmamak lazım. Bir de karşımıza çok sık gelen bir akıntı tipi çocuklarda
olan akıntılar. Anneler büyük bir merakla, kız çocuklarını yakaladıkları
gibi “aman doktor bey akıntısı var, şu var bu var” diye karşımıza
getiriyorlar. Küçük çocuklar bu akıntılar nedeniyle sık sık karşımıza
getiriliyor. Bunlarda da korkulacak herhangi bir şey yok. Çünkü bu akıntılar
genelde (genelde diyorum, çünkü nadiren bazı problemleri ifade ediyor
ama) %95 gibi, henüz hormonal sistemin kızlarda daha oturmadığı yaşlarda
yani prepuberte yaşında, demek ki 5-6-7 yaşlarındaki kız çocuklarında
daha fazla görüyoruz. Östrogen hormonu daha henüz tam salgılanamadığı
için, daha tam olgunlaşmayan vaginada meydana gelen bir fizyolojik akıntıdır.
Onun için bu çocuklarda meydana gelen akıntılarda korkmamak gerekir.
Ancak bu akıntılar kanlı veya cerahatli olursa ancak o zaman müracaat
etmek gerekir. Bir de bunun tam zıttı çok ileri yaşlarda menapozun ileri
yaşlarında meydana gelen bazı akıntılar vardır. Bu akıntılar da
hafif pembe renkte akıntılar oluyor.Yine kişi korkarak doktora müracaat
ediyor. Halbuki bunda da korkacak herhangi bir şey yok. Hafif pembe akıntı,
bu sefer östrogen hormonunun tamamen yokolmasına bağlı olarak vagina
duvarının incelmesi ve bu incelme sonunda da basit şekilde enfekte olması
ve sonunda meydana çıkan pembe akıntılar oluyor. Bunları da çok basit
şekilde, hafif östrogen hormonları vererek tedavi etmiş oluyoruz. Böylece
ben size, çocukluk çağından menapoz çağına dek görülecek akıntılar
hakkında kısacık bilgiler vermiş oldum.
Doktor bey vaginit
nedir, vaginal akıntılarla ilgili bir şey midir?
-
Evet, vaginal akıntılarla ilgili bir olaydır. Vaginanın
iltihaplanması demektir.
Hamileliğe bir
sorun çıkartır mı?
-
Hayır, hamilelik esnasında bir sorun olmaz. Ancak hamile kalmaya
sorun çıkartır mı diye sorluyorsa, birazönce dikkat ederseniz
bazı akıntılardan bahsettim, Şöyle söyleyeyim, eğer çiftte
problem kısırlıksa ve bir akıntı
varsa (ana problem mutlaka bu
değildir ama) kısır olan bu çiftin bu akıntı nedeni ile mutlaka bir
doktora gitmesi lazım. Nadiren micoplazma saptanırsa
bunun kısırlığa yolaçabileceğini de söyleyebiliriz. Yani nadiren de
olsa olabilir.
Verdiğiniz
bilgiler için çok teşekkür ediyoruz..
|